Translate

Translate

19 Aralık 2024 Perşembe

Ernest Hemingway - Silahlara Veda

     



    Silahlara Veda, çok merak ettiğim ve okurken de keyif aldığım ama savaş romancılığının en büyük isimlerinden olan Ernest Hemingway'in, savaşın bütün acısı ve vahşeti içinde birbirine âşık olan iki gencin hikayesini kendi sevgi dolu dünyalarında kaleme almış.

    Roman bana göre en güzel savaş romanlarından birisi ve savaşın bütün olumsuzluklarına rağmen, insanlar ölürken büyük bir trajedi yaşanırken onlar birbirine duydukları sevginin getirdiği yaşama sevinciyle hayata tutunmaya çalıştılar.

    Silahlara Veda kesinlikle hayata, savaşa ve aşka olan bakış açınızı değiştirecek kült bir roman. Ölüm kalım mücadelesinde bu iki insanın yaşadıkları sizi içinize çekiyor ve Hemingway'in sanatıyla beraber sayfalara dökülen cümleleri sizi kitaptan bitime kadar ayırmıyor.









    

15 Aralık 2024 Pazar

Murat Menteş - Ucuz Romancılar


     Murat Menteş, kalemini çok sevdiğim ve okumaktan keyif aldığım 21.yy Türk edebiyatının yenilikçi yazarlarından. Kitaplarında (Romanları da diyebiliriz) mizahi anlatımının yanında orijinal hikayeler ve sıra dışı karakterlerle birlikte düşünsel olarak dikkatinizi çekerken, kendinizi birden Bükreş'te olduğunuz bir anda Seul'de bulabiliyorsunuz.

    Ucuz Romancılar isimli kitapta da Menteş yine diğer eski kitaplarından gelen karakterleri yeni bir hikaye silsilesiyle harmanlarken yeni karakterler de hayatımıza girmiş oluyor. Bu kitapta da Alper Canıgüz karakteri hayatımıza Emrah Serbes ve Murat Menteş ile birlikte girmiş oluyor. Yazmakta sıkıntı çeken üç romancı Hakan Günday'dan akıl danışırlar ve tavsiyelerine uyduktan sonra sefaleti farklı boyutlarda yaşayacaklardır.

    Menteş'in bu romanı -son söz dahil- 198 sayfadan oluşup tamamen hayal ürünü olup, gerçeklerle bağlantısı olmayan bu roman elinize geçince bir gece bitecek bir Murat Menteş eseridir. Fink, Ruhi Müreccet ve diğerleri gibi çok beğendim. Okuyucusu bol olsun.



Selim Erdoğan - İstiklalin Kumandanları



    Kurtuluş Savaşı. Yıkılan İmparatorluğun ardından hayatta kalmak için mücadeleye başlamak zorunda olan Türk'ün 1919-1923 yılları arasında cepheden masaya her türlü mücadeleyi ve boğuşmayı verdiği o zor yıllar.

      
    Kitapta bahsi geçen kumandanları ise "Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları" olarak geçen cümlede genelde üstü kapalı geçtik. Kimisi hatıralarını kaleme alsa dahi yalan yanlış bilgiler harici bu kumandanlarla ilgili olarak eksik olan doğru bir kaynağın yazılması işini bir önceki paylaşımda tanıttığımız Selim Erdoğan hoca üstlendi ve yine göz kapaklarımız yaşlı bir biçimde bu güzel kitabı da okuduk. Bu kitap sayesinde Mareşal Fevzi Çakmak'ın İstanbul'da yaşayan ailesinin başına gelenleri, İsmet Paşa'nın vefat eden oğlunu görememesi ve tarihi açıdan İsmet Paşa'ya nasıl bakmamız gerektiği gayet net bir biçimde anlatılmış.

    Selim hoca, kitabın teşekkür bölümünde yazdığı son paragrafa istinaden şunu söylemek isterim ki ekonomi ne kadar kötü olursa ve bütçemi etkilerse etkilesin, okumaktan ve de öğrencilere hediye kitap almaktan vazgeçmeyeceğim.

   Kitap Kronik Yayınları'ndan çıktı ve bendeki ilk baskısı son söz dahil 224 sayfa. Arka kapağa bakınca bu kitabın bir seri olarak geleceğini anlıyorum ki Tanrı Selim Hoca'ya çalışmalarında güç kuvvet versin.. Kitapta Gazi Paşa Hazretleri ile çocukluktan arkadaş olan kumandanlar kadar harp okulunda yahut cephelerde tanışıp kader birliği yaptığı İsmet Paşa, Fevzi Çakmak, Dadaylı Halit, Ayerdem Paşa, Ali Fuat Cebesoy Paşa, İzzettin Çalışlar, Cemil Cahit Toydemir, Kazım Özalp Paşa veYakup Şevki Şübaşı'nın hem askeri hem de sivil hayatları anlatılmış.

    Okuyucusu ve istifade edeni çok olsun.

6 Aralık 2024 Cuma

Selim Erdoğan - Sakarya: Türk Bitti Demeden Bitmez



     Selim hoca şu aralar Türklük için çırpınan, aldığı her nefeste mücadeleden geri durmayan 1972 Ankara doğumlu, Hacettepe Üniversitesi Hidrojeoloji bölümü mezunu. 2008 yılında doktorasını tamamlamadan önce, 2005 yılından beri jeoarkeoloji ve askeri coğrafya konularında özellikle saha çalışmaları yapmaktadır.

    Konumuz olan kitap Sakarya ise Selim Erdoğan hocanın kaleme aldığı, çevirdiğiniz her sayfada gözlerinizin yaşardığı ve ülkemizin nasıl ve ne zor şartlarla düşman işgalinden kurtulup, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulmasındaki aşamalardan birisini, yani savaşı anlıyorsunuz. Kitap düzenli ordunun 1921 yılında kurulmuş olduğu 9 aylık sekansta (I. ve II. İnönü muharebeleri, Kütahya - Eskişehir muharebeleri ve Sakarya muharebelerinin kazanılmasını) hem de güç terazisinin Yunanlılar lehinde olduğu o şartlar altındaki Türk ordusunun bu hayasızca akını durdurup hatta geri püskürtülebilmesinin en önemli sırrı elindeki kısıtlı imkanlarıyla başarmasıdır.

    Bu askeri başarıları başarabilmek için muharebeler süresince ordunun bütün birimlerinin (Tümen'den alaya hatta bölüklerin bile) yeri değiştirilmiş, ihtiyat taburları kadar eldeki bütün kuvvetler sevk edilmiştir. İşte Sakarya Meydan Muharebesi'ne dair bugüne kadar zor anlaşılmasının da sebebi buydu. 22 gün ve gece boyunca kanlı boğuşmalar içinde kumandanların değişmiş, taktikler revize edilmiş ve bu kritik muharebe Türk Ordusunun kati zaferiyle yaklaşık 5.500  şehit vererek kazanılmıştır. Sakarya Meydan Muharebesi'ne de Subaylar Savaşı denilmesinin sebebi de çok sayıda subayımızı şehit vermemiz ve bazı birliklerde birliği idare edecek subayımızın kalmamasıydı.

    Tarih, savaş tarihi sadece arşivde yer alan bilgilerin paylaşılmasıyla olmaz. Burada Selim Erdoğan hoca "Harp Coğrafyası" (Savaşın gerçekleştiği herhangi bir konum)  konusundaki araştırmalarını kitabına harika biçimde aktarmış. Öyle ki siz sanki savaşın içinde yer alıyormuşsunuz hissi her satırda size eşlik etmeye başlıyor ve de kitapta sahadan onlarca resim ve atlas da size eşlik ederken oaradaki coğrafyayı daha iyi anlayıp, kitabı okurken size büyük kolaylık sağlıyor. Selim hocanın harp coğrafyası araştırmaları neticesiyle de I. Dünya Savaşı, Milli Mücadele ve Ulusal Türk Kurtuluş Savaşı'nın geçtiği alanlarda ciddi saha araştırmaları yapmış ve bu neticede de 120 kilometreden fazla alanı tarayıp, 4.000'den fazla Kurtuluş Savaşı sırasında şehit düşmüş şehitlerimizin mezarını bulmuştur.

    Sakarya Meydan Muharebesi, bağımsızlık destanımızın düzenli ordu safhasındaki en önemli kazanımlarından birisidir. Sakarya ile başlayan bu kitap serisi ise; Büyük Taarruz ve İstiklal ile devam etti. Kıymetli hocama Türklük için verdiği onca emek için teşekkür ederim, bu kitaplar gelecek nesillerimize de okutulması ve ülkemizin ne şartlarda kurulduğunu iyice akıllara kazındırılması gerekli; aziz şehitlerimizin ve o dönemin kıymetli gazilerinin hakları ödenmez, ruhları şâd olsun.




2 Aralık 2024 Pazartesi

Sunay Akın - Kalede 1 Başına

 





 
    Benim için Sunay Akın demek kültür ve sanatın çok üzerinde bir yer demektir. Mesela onlarca tv programı yaptı ama rahmetli Hıncal Abiyle birlikte ekranlarda izlediğimiz (Haşmet Babaoğlu da diğer konuk) "Yaşamdan Dakikalar" isimli programı hâlâ çok özlüyorum. Mesela oyuncak müzesine (Zeki Zeren Sokak No:17 Göztepe / İstanbul) gittiğiniz zaman bu dünyadan başka diyarlara ama en başta çocukluğunuza gidiyorsunuz. İşte Sunay Akın hep böyle üreten ve emek veren birisidir.

    İşte bu Kalede 1 Başına isimli kitap da öyle. Kitapta yaşanan olayların yanında Sunay Akın, Aziz Sancar, Sabri Dino, Albert Camus gibi onlarca toplumda yeri olan ismin bir dönem üç direk arasında diğer takım arkadaşlarından farklı formayla sahaya çıktığını öğrenirken her satırda şaşkınlığınız artıyor. Yılmaz Hoca (Vural) 'nın düğün davetiyesi, Berlin Panteri Turgay Şeren'in jübilesine gelen Lev Yashin, antremanlara Zonguldak'taki kömür emekçilerinin yolladığı eldivenle çıkan Şenol Güneş ve Yaşar Kemal İstanbul'a gelince ilk evinin kapısını açan Abidin Dino'nun yeğeni Sabri Dino'nun yaşamı gibi onlarca hikayenin yer aldığı kitabı elime alınca, bir akşamda hem keyifle
hem de tebessüm ederek okudum.

    Son olarak eski milli kalecimiz Fatih Uras'a vereyim sözü: "Adamın abdalı kaleci olur"