Translate

Translate

23 Kasım 2024 Cumartesi

Ahmet Çakır - Taçlı Kral Metin Oktay



     Türk futbolunun ve Galatasaray'ın efsane golcüsü rahmetli Metin Oktay'ı 1991 yılının 12 Eylül'ü 13 Eylül'e bağlayan gece yarısı Boğaziçi Köprüsü'nde geçirdiği trafik kazası neticesinde kaybettik.

    Futbolculuk dönemindeki lakabı Taçsız Kral olmasına rağmen kendisine ait bir tacı vardı. İzmir'deki Damlacıkspor'da başlayan, Yün Mensucat'ta yıldızı parladıktan sonra İzmirspor'da adını iyice söz ettiren Metin Oktay, Gündüz Kılıç'ın (Baba Gündüz) girişimleriyle Galatasaray'a 1955 yılında imza atar. 1962 yılındaki Palermo'ya gidişi harici 14 sene Galatasaray formasını giyer ve şampiyonlukların yanında gol kralı ünvanını da defalarca kazandığı gibi bir neslin adı kendisine atfedilerek Metin olur. Kariyeri boyunca 608 gole imza atan Metin Oktay'ın en akılda kalan golü ise Fenerbahçe ağlarını yırttığı ve Galatasaray'ın 4-1 kazandığı maçtaki golüdür. 

    Bir rastlantı mıdır bilinmez ama kitabın yazarı Ahmet abiyi (Çakır) geçirdiği rahatsızlıktan sonra Metin Oktay ve Alpaslan Dikmen gibi büyük Galatasaraylılar gibi bir Eylül günü, 16 Eylül 2024 tarihinde kaybettik. Bu kitapta Ahmet abi, ilk önce Türk futbolunun en büyük yıldızlarından olan Metin Oktay hakkındaki, yok denecek kadar az kaynağa bir yenisini eklerken,
Taçsız Kral'ın sportif hayatının yanında beyefendi kişiliği, kendi yazdığı Top ve Ben kitabından aktarımlar, başrolünü Ajda Pekkan ile paylaştığı Taçsız Kral filmi ve vefatının ardından geçen 30 yıllık süreye rağmen unutulmamasının nedenleri kitapta kendine has üslubuyla anlattı.

    Ahmet abiyi Türk futbolunda Metin Oktay'ı özlediğimiz gibi çok özlüyoruz. İkisini de unutmayacağız.

Osman Pamukoğlu - Aykırılık Yoksa Nitelikli Hayat Da Yoktur



     Kitabın adı her ne kadar uzun olsa da Osman Pamukoğlu paşa yeni tipteki biyografi / otobiyografi tarzı kitabını sekiz kişilik olan ama birbirinden farklı  yaş, eğitim ve sosyal statüdeki insanın sorularını yanıtlayarak yazdı / yazdırdı.

    Osman Pamukoğlu paşa oldum olası hem askerliği hem de vatansever kişiliği ile gönlümüzde yeri olan, Türk Devleti'nin istiklali için canını ortaya koymaktan çekinmeyen birisidir. Paşa, bu kitabında "Çabuk karar alma" konusunun üzerinde durmuş ve Gerze'de (Sinop'un harika doğasına sahip ilçesi) hayata başladığı, Kuleli'de şekillenen geleceği ve Hakkari Dağ ve Komando Tugay'ında efsaneleşen askerlik mesleğinin dünü, bugünü ve yarınını "Bu kadar da olmaz" diyeceğimiz olaylarla anlatıyor.

    Ben kitabı elime alınca iki saatte bolca altını çizerek bitirdim, kitaptan ve Osman Pamukoğlu paşamızın hayatından ders almamız gereken çok konu var. Kitabı biraz da sosyolojik olarak incelersek; Osman Paşa'nın aykırılık dediği olaya onlar da konfor alanı diyor. Bu ince nüans farkına rağmen insanlar bolca okumalı, öğrenmeli ve kendini geliştirmelidir.


    

Mehmet Bozok - Seryaver Salih Bozok

 



    Salih Bozok, Başbuğ Atatürk'ün Seryaver'i olarak Atatürk ile beraber görev yaptı. Tanışıklıkları ise uzaktan akrabalığın yanında Atatürk'ün ölümüne kadar 4o yıllık arkadaşlık.

    Gazi Paşa Hazretleri, 1916 yılında I. Dünya Savaşı sırasında seryaverliği teklif ediyor Salih Bozok'a ve Bozok'un bu teklifi kabul etmesiyle 10 Kasım'a kadar sıkı dostluklarına mesai arkadaşlığı bir nevi Türk'ün kaderinin arkadaşlığını da ekliyorlar. Bu kitabı torun Mehmet S. Bozok kaleme alıyor ve bolca babası rahmetli Muzaffer Bozok, rahmetli Salih Bozok ve Atatürk üçgenindeki olayları akıcı bir üslubun yanında o kadar güzel aktarmış ki sayfaları çevirdikçe Atatürk ile Salih Bozok satırlardan konuşup "Neredesin çocuk?" diyecek size.

    Kitap 152 sayfadan oluşmakta ve çevirdiğiniz her sayfada bu 40 yıllık dostluğun, kader arkadaşlığının, güldüren anıların yanında Atatürk'ü biraz daha yakından tanımış oluyorsunuz.



18 Kasım 2024 Pazartesi

İhsan Oktay Anar- Tiamat



     Emekli akademisyen olan yazar İhsan Oktay Anar 21.11.1960 tarihinde Yozgat'ta dünyaya gelse de lise yıllarından beri Karşıyaka'da ikamet etmektedir. Lisans, yüksek lisans ve doktorasını Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünde yapıp ve 2011 yılında aynı bölümden emekliye ayrıldı.

    Lise döneminde okuldan çok kütüphanede vakit geçirdiği devamsızlıktan dolayı Karşıyaka Erkek Lisesi'nden atılır ve lise diplomasını Akşam Sanat Lisesi'nden alır. Bu sıralarda da yazmaya başlayan Anar, 1984 yılında da mezun olduğu üniversiteden Sokrates Öncesi Felsefe'de Varlık Sorunu tezle 1989 yılında yüksek lisansını tamamlar.

    Anar, askerliğinden sonra doktorasını da tamamlar. Kısa süre sonrasında da "Puslu Kıtalar Atlası isimli romanını yazar. Resmini gördüğümüz kitap Everest Yayınları'ndan 2022 senesinde çıktı. 160 sayfadan oluşan bu kitapta Anar'ın derin denizlerde kurduğu alemde, o belirsiz, kımıltısız silületin hem içinde hem dışında, olağanüstü bir hikayede, hikayedeyiz.

    İhsan Oktay hoca, sosyal medyada kullanmaz, televizyona çıkmaz, röportaj vermez ama kendisiyle Alsancak yahut Karşıyaka'da (Özellikle Çarşı'da) denk gelebilir, kitapları imzalatabilir ve konuşabilirsiniz.
 

     

Bilgin Gökberk - Top Tarikatı

       Merhaba,

    Bilgin abiyi (Gökberk) uzun zamandır takip ederim. Yazdığı, çizdiği konular hep ülke menfaatine uygun olsa da kendi menfaatine uymayanlar çok uğraştı ve uğraşıyor kendisiyle.

    Kitap 336 sayfa uzunluğunda olmakla beraber ilk baskısını aldım ben. Kırmızı Kedi Yayınları'ndan çıkan bu eser, Bilgin abinin, 2013 yılından ayrıldığı güne kadar ki Cumhuriyet Gazetesi'nde yazdığı yazılardan oluşmaktadır. Kitabın amacı da yarın öbür gün gelebilecek dijital sansüre karşı bir arada toplamak ve etkilenmemek.

    Kitap sizi çok etkiliyor. Mesela sürekli birilerinin (İktidar harici) güdümünde olan spor özellikle de futbol medyasının foyasını ortaya çıkartıyor. Kitabın bazı sayfalarında dolar 3,50 TRY iken bazı sayfalarında da "Vay be kimler gelip geçmiş" diyoruz.



    Malum ülkemizde futbol ve basketbol genelinde çok olay vuku bulurken, sporda dönen toptaki olayları top'luca anlatılmasından ve o eski yazılara yeni notları siz okurken ekliyorsunuz. Kitabın yazarı muhalif olunca doping yapan basketbol federasyonu başkanı da eleştiriliyor, evraktan sahtecilikten ceza alan başkan da eleştiriliyor. Yayıncı kuruluşun zaten Türk futboluna zararlarına rağmen ihalenin nasıl onda kaldığı da anlatılmış bunları bilenlerin nasıl sustuğu da. Niyeyse üstüne alınacaklar yine sağır kulaklarının üstüne yatmaya devam ettiler. 

    
    Ülkedeki bu çürümüşlük böyle devam ettiği müddetçe ve Bilgin abi de yazmaya devam ederse bu kitabın serisi gelir. Ben bir çırpıda beğenerek okudum, kesinlikle her sporseverin okuması ve anlaması gereken bir kitap olarak kitaplıklarda yer almalı.

    

12 Kasım 2024 Salı

Hasan Rıza Soyak - Atatürk'ten Hatıralar

    

 10 Kasım'ın yıl dönümünde Atatürk'le beraber yaşama / görev yapma ayrıcalığına erişmiş insanların hatıralarından birini yayınlamak gerekirdi. Bu sefer de tanıtımımızda Atamızın özel kalem müdürlüğü görevinde bulunmuş Hasan Rıza Soyak'ın hatıralarının yer aldığı Atatürk'ten Hatıralar.

    Hasan Rıza Soyak, (1888 Üsküp, 1970 İstanbul) Rüştiye'yi bitirdikten sonra İstanbul'da, Vilayet kaleminde devlet hizmetine girdi. 1914 yılında İstanbul Merkez Komutanlığı'na bağlı Sıkıyönetim Komutanlığı hatipliği görevinde bulundu. Aynı yıl 1. Kolordu Kurmaylığı bürosunda görevlendirildi. I. Dünya Savaşı'nın ilk yılını burada geçirdi ve 1916 yılında 2. Kolordu kurmaylığında aynı nitelikte bir göreve nakledildi. Ankara'daki görev yılları 1922 yılında TBMM'de kâtip olarak başladı. Bu görev, kendisini sürekli olarak Mustafa Kemal'in yakınında tutuyordu. Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, 1924 yılında kendisini mutemet olarak Çankaya Köşkü'ne aldı. 1927 yılında özel kalem müdürü, 1932 yılında genel sekreter vekili, 1934 yılında genel sekreter oldu ve bu görevi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümüne kadar sürdürdü. Genel sekreterlik görevini yürüttüğü sırada V. dönem Burdur milletvekilliği yaptı. 26 Ekim 1970 tarihinde saat 14.15'te Taksim'deki evinde vefat etti.

    Kitapta sıcacık bir anlatı var o büyük Türk hakkında. Büyük Atatürk, resmen sizin arkadaşınız gibi oluyor. Zaten böyle yakın çalışma arkadaşları tarafından yazılan kitaplarda bu yakın anlatıya şahit oluyorsunuz. mesela bu kitapta İzmir'deki suikast girişimi, Hatay meselesi, Cumhuriyeti'in ilanı gibi konularda alınan kararlarda Atatürk'ün yanındaymışsınız gibi hisse kapılıyorsunuz çevirdiğiniz her sayfada. Kitap Yapı Kredi Yayınları'nda neşredildi ve ekleriyle birlikte 776 sayfadan oluşmakta ve çevirdiğiniz her sayfada Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü daha iyi tanıyorsunuz ve o yaşarken yaşamadığınız için üzülüyorsunuz.

   



Greg Miller - The Apprentice



 Hâli hazırda son ABD başkanlık seçimini Trump'ın kazanmasıyla birlikte Trump için yazılan bu kitaba göz atmak lazım. Donald Trump'ın seçim vaatleri arasında, ABD dışında yer alan fabrikaların ülkeye dönüşü, Çin mallarına yüksek gümrük vergisi ve kaçakların tavizsiz şekilde deport edilmesi var.

    Kitap Washington Post Gazetesi'nde çalışan ulusal güvenlik muhabiri Greg Miller tarafından kaleme alındı ve ABD'de 9 dolar gibi etiket fiyatı olmasına rağmen ülkemizdeki satış fiyatı 848 ₺ olarak satılıyor.

    Kitabın içeriğinde Putin'in Hillary Clinton'ı yok etme ve Donald Trump'ın başkanlığı kazanmasına yardımcı olma yönündeki gizli girişiminin gerçeğini inceliyor ki bu olay yüzyılın siyasi suçu sayıldı.

    The Apprentice (Çırak) kitabı, Trump'ın yakın çevresindeki yüzlerce kişi, mevcut ve eski hükümet yetkilileri, Beyaz Saray'la yakın bağları olan kişiler, kolluk kuvvetleri ve istihbarat toplulukları üyeleri ve yabancı yetkililerle yapılan röportajlara ve gizli belgelere dayanan kitap, perde arkasında ve gölgelerde neler yaşandığına dair çarpıcı yeni bilgiler sunuyor ve Trump'ın Oval Ofise yerleşmiş olmasına rağmen asıl kazananın neden Putin olduğunu açıklıyor.

9 Kasım 2024 Cumartesi

Erkan Yılmaz Büyükköprü - Kozmik Albay

 



Erkan Yılmaz Büyükköprü 1967 Ankara doğumludur. İlk ve orta öğrenimini Ankara Aydınlıkevler’de tamamlamıştır. 1983 yılında Harp Okuluna girmesi ile başlayan ve 33 yıl süren askerlik hayatı boyunca şerefle taşıdığı üniformasını 2016 yılı Kasım ayında çıkarmak durumunda kalmış ve kıdemli albay rütbesi ile emekli olmuştur. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Kitabında ise askerlikte vatansever bir subay olarak daha yüksek mevkii ve rütbelere terfi edeceğine rağmen Türk ordusu içine yuvalanan hainlerin hedefi olmuş, kendisine de diğer şerefli Türk subayları gibi kumpaslar kurulmuş ve bunun neticesinde 15 Temmuz kalkışmasından sonra emekli olmuştur.

 

Büyükköprü, kitabında, “Arınç’a suikast” tezgahıyla başlayan ve Albay’ın adres yazılı kâğıdı yutmaya çalıştığı yalanıyla süren Kozmik Oda operasyonunun yanında bu operasyonun tüm ayrıntılarını ve perde arkasını yazdı. Bir yanı hep sis perdesinin arkasında kalan bu tarihi olayı birinci ağızdan okuyacağınız bu kitapta operasyonlarda kimler, hangi rolleri aldılar? Kozmik Oda’ya ısrarla telefonuyla giren Hâkim’in iletişimini hangi komutan “jammer” getirterek önledi? Hâkim ve Tümgeneral’in haftalar süren sinir harbi ve karşılıklı tutulan tutanaklar da yer almaktadır.

 

Kitap Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkmış olmakla beraber Türk ordusundaki subaylarımızın uğradığı kumpasları birinci ağızdan öğrenmiş oluyoruz.

Orkun Özeller - İncirlik Ağacı



     Emekli Albay Orkun Özeller'i 2017 yılında, ABD ordusu tarafından İncirlik Üssü'nde verilen madalyayı kabul etmemesiyle tanıdık. Yine askerlik görevi sırasında Kayseri Komando Tugay'ında görevliyken Diyarbakır Sur'da da görev yaptı ve Feto ile PKK terör örgütlerine karşı mücadelede bulundu. Kosova'da görev yaptığı sırada da Alman askerlerinin Türk askerlerini gözaltına almaya çalışmasına karşı çıkarak ikinci bir çuval vakasının önüne geçti.

    İşte bu ve bunun gibi bir sürü askerlik anısının olduğu kitap Türk ordusunun kahraman subaylarından olan Orkun Özeller'in kaleminden çıkıp, Pankuş Yayınları'ndan neşredilmiştir.

    Emekli albay Orkun Özeller 1971 yılında İstanbul'da doğdu, babasının öğretmenlik vazifesinden ötürü ülkemizin dört bir yanını dolaşarak büyürken eğitim hayatında askeri lise ve harp okulunu bitirip 1993 yılında teğmen rütbesiyle TSK'da görev yapmaya başladı. Silahlı Kuvvetler'de Özel Kuvvetler'de isteyerek görev yapmaya başladı. Toplam 16 yıllık askerlik hayatı boyunca özellikle terörle mücadelede görev yaptı. 2021 yılında meslekten emekli olan Özeller'in şu an orduevlerine girişi yasak.


    "ABD adına verilen bir madalyanın da bir mantığını da yoktu. Çünkü ben ABD adına çalışmıyorum. Madalyanın ABD tarafından verilmesi ters bir durumdu. Bunun yanı sıra en önemli konusu da bizim düşmanımız bizim terörist olarak gördüğümüz terörist unsurlarına büyük yardım yapan destek olan bir ülkedir ABD. Bunu sahada da görüyoruz. Aynı anda birliklerimiz silahlı kuvvetlerimiz hem DEAŞ ile mücadele ediyor hem de YPG ile çatışmaya devam ediyor. Aynı bölge içerisinde bu iki terör örgütü ile çatışmalar sürerken, YPG’ye silah yardımı yapan ve destek veren ülke ABD’dir. Benim arkadaşlarımın çatıştığı, yaralandığı ve şehit olduğu bir ortamda YPG’yi destekleyen ve silah veren bir ülkenin bana madalya vermesi benim onurum ve üzerimdeki üniforma gereği bunu kabul etmek pek de uygun bir davranış değildi. Bir Türk askerine, bir Türk subayına bu yakışmazdı. Tüm bunlardan dolayı bana o gün verilmek istenen madalyayı tören esnasında geri iade ettim. Bunun gerekçesi olarak da ABD’nin terör örgütü YPG’ye destek vermesidir. Benim onurum ve şerefim bu madalyayı almaya müsaade etmezdi."


 Orkun Özeller'in madalyayı neden iade ettiğine karşı verdiği cevap.




Aykırılık Yoksa Nitelikli Hayat Da Yoktur


     Efsane komutanlarımızdan Osman Pamukluğu'nun yeni kitabı Aykırılır yoksa nitelikli hayat da yoktur isimli kitabı kitap satış noktalarında satışa çıktı. Okuyucusu ve istifade edeni çok olsun.


Kitabın tanıtımı: 

    
Gerze’de haylaz bir çocuk, Kuleli’de asi bir öğrenci, Hakkâri’de efsane bir komutan. Türkiye’nin 90’lı yıllarına damga vuran unutulmaz kahraman Osman Pamukoğlu, dünü, bugünü ve yarını anlatıyor. Pamukoğlu, henüz küçük bir çocukken şekillenmeye başlayan karakterini bir örnek niteliğinde okura sunarken öğrencilik yıllarının yanı sıra askeri ve siyasi hayatının bilinmeyenlerini de satırlarla buluşturuyor. Ve satır aralarında çok sayıda “O kadar da olmaz!” denilecek yaşanmış olay yer alıyor… Farklı yaş, eğitim ve sosyal statüdeki sekiz kişilik bir heyet tarafından hazırlanan sorular, Efsane Komutan’ın 70’i aşkın yılını bugüne taşımanın yanında yaşama dair ortaya çıkardığı felsefi cevaplarla yol gösterici bir haritaya dönüşüyor. Aykırılık Yoksa Nitelikli Hayat da Yoktur, sarsılmaz bir karakterin doğuşunu tarihe asla silinmeyecek bir not olarak düşüyor.

Büyük Atatürk


     "Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."



8 Kasım 2024 Cuma

Diego Armando Maradona - Touched By God


     Tarihteki en dikkat çekici ve tartışmalı Dünya Kupası zaferinin hikayesi, en efsanevi oyunculardan olan Diego Armando Maradona'nın uzun zamandır beklenen kitabında birinci ağızdan anlatıldı.

       Haziran 1986'da, futbolun en büyük ve en tartışılan isimlerinden biri olan Diego Armando Maradona, kendisinin ilk, ülkesi Arjantin'in ikinci defa kazandığı Dünya Kupası'nı 1986 yılında Meksika'da gururla havaya kaldırdı. 

    O zamandan beri, Arjantin'in Dünya Kupası zaferi, özellikle ülkenin Falkland Savaşı'nda İngilizlere karşı alınan mağlubiyetten sadece dört yıl sonra İngiltere'ye karşı çeyrek final maçında elde ettikleri 2-1'lik meşhur zafer, tartışmasız tarihin en iyi golünü (Maradona'nın İngiltere'ye karşı bütün takımı çalımladığı) ve en çok tartışılan golünü (İngiltere'ye eliyle attığı ve sonradan benim değil Tanrı'nın eliydi dediği) yine bu maçta ağlara gönderdi.

     Ancak Arjantin'in zaferi, Arjantin hükümetinin takımın teknik yönetimini kovma teşebbüsü, oyuncuları kendi formalarını para verip almaya zorlayan malzeme eksikliği ve takım kaptanının turnuvanın arifesinde takımdan gönderilme teşebbüsüne neden olan bir tartışma da dahil olmak üzere takım içinde aylarca süren mücadele ve anlaşmazlıkların ardından geldi.

     Şimdi, Arjantin'in büyülü zaferinden otuz yıl sonra (Kitabın ilk basım yılı 2016) Maradona hikayenin kendi tarafını anlatıyor ve takımı tüm zamanların en büyük Dünya Kupası zaferlerinden birini kazanmaya nasıl yönlendirdiğini kendi üslubuyla okuyucusu ile buluşturdu.

    Diego Armando Maradona'yı 2020 yılında kaybettik.

Dürdali Karasan - Paşam Nereye Kadar Çekileceğiz?

    



    Dürdali Karhasan (1902-1969) Antalya'nın Kaş ilçesine bağlı Kasaba beldesinde doğdu.1914 yılında Kaş'ta Rüştiye Mektebi'ni bitirdi. 1915 yılında Antalya Darülmuallim Mektebi'ne başladı. İstiklal Harbi'nin ardından bir süre İzmir, Rodos ve İskenderiye limanları arasında ticaretle uğraşan Karasan, 1932-1936 yılları arasında Kalkan'da belediye başkanlığı yaptı. Harp madalyası, Gümüş Liyakat Madalyası ve İstiklal Madalyası sahibi olan Dürdali Karasan 1944 yılında tekrar ticaret hayatına döndü ve ailesiyle birlikte ağırlıklı olarak İzmir'de ikamet etmeye başladı. 1969 yılında aramızdan İzmir'de ayrıldı.

    Antalya'daki okuluna (Darülmuallimin) yaşı üç baş birden büyültülen Dürdali Karasan henüz 14 yaşında ve ikinci sınıf öğrencisiyken "onbeşliler" olarak bilinen 1315 yani 1899-1900 doğumlu olarak askere ithiyat zabiti olarak alınır. İstanbul'daki kısa eğitimin ardından 1916 yılında Suriye - Filistin Cephesi'ne gönderilir; Birüssebi-Gazze Meydan Muharebesi'nde yaralanarak bir süre hastanede tedavi gördü. Bu süreçten sonra Nablus Meydan Muharebesi'nde esir düştü ve Mısır'da yer alan Seydibeşir Esir Kampı'ndaki iki yıl sürecek tutsaklığı başladı. Savaşın bitiminden sonra ailesinin şehit düştüğünü düşündüğü esnada zor bela Kalkan'daki evine ulaşır ama bu sefer İstiklal Harbi için Mayıs 1921 tarihinde ikinci defa silah altına alınır.

    Ulusal Türk Kurtuluş Savaşı'ndan sonra 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir'e ilk giren askerler arasındadır ve 1942 yılında, II. Dünya Savaşı'nın en kızıştığı dönemde de üçüncü defa silah altına alınmıştır. 

    Dürali Karasan'ın hatıralarına "Paşam Nereye Kadar Çekileceğiz?" cümlesi ise Sekizinci Ordu Komutanı Cevat Paşa'ya Filistin Cephesi'nde sorduğu sorudur. Dostu Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın daktilo ettiği (Kayıt altına aldığı) bu hatıralar 67 yıllık ömründeki üç dönem askerliği, zorlu savaş dönemlerini, ticaret hayatını, ailesininin yanında dönemlerin iç ve dış siyasi gelişmelere karşı değerlendirmelerine de yer vermiş.

    Kitap, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkmış olup bendeki üçüncü baskısı ekleri ve diziniyle birlikte 323 sayfadan oluşmaktadır. 


    Bütün şehit ve gazilerimize minnetle.
 


                                                                                                                                                                            

6 Kasım 2024 Çarşamba

Nick Hornby - Futbol Ateşi


     Nick Hornby, Arsenal taraftarı 1957 doğumlu İngiliz yazar. 11 yaşındayken babasının (Her babanın hayalidir oğlunu maça götürmek) ayrı yaşadığı oğlunu maça götürmesiyle futbolla ve babasıyla başlayan ilişki özellikle futbol konusunda ilerledi ve 1992 yılında bu eşşiz kitap yazar tarafından neşredildi.

    Kitabın yazarı, kitapta futbolun insan hayatında nasıl bir yer tutabildiğini, futbol oyununun kendini entelektüel olarak gören insanları bile böylesine içine aldığı, alt tarafı bir oyun denilen futbolun, milyarlarca kişiye kendisini âşık etmesini gayet güzel anlatmış. Benim gibi futbolla yaşayan insanlar için bu kitabı okuması büyük bir tuttu. Hornby ile aynı renkte ama farklı takımları (Çok şükür Liverpool tarafındayım) desteklesek de futbola gönlünü vermiş insanlar için başyapıt bu kitap.

    İnsanlar bu kitaba edebi yönden bakabilir ama benim futbol kitaplarım arasında özel bir yeri var (Hem de İngilizce baskısı da var) ve futbolla ilgili o kadar yazıp çiziyoruz; bu kitap futbolu din olgusu olarak alırsak; kitabı olmalı..




                                                        

                                        




     Ruh adam, Atsız tarafından ilk olarak 1972 yılında kaleme alındı. Atsız, bu kitabında pek alışılagelmiş çeşitte yazmadı. Bir tarih çeşnisi gibi başlayan kitap sayfalar ilerledikçe sembollerin arasına hapsediyor insanı. Ben bu kitabı okurken gerçek ile hayal, tarih ile günümüz arasında çok gittim geldim...



    Atsız mert kişiliğinin yanında özellikle bu kitabında tabiatüstü olayları harmanlamış. Ana karakterimiz Selim Pusat, hayatı ve yaşamının gayesini askerlikte bulan bir subaydır. Atsız'ın akan her kelimesinde kendi nefsiyle mücadele eden bir insanı anlatıyor. Bu anlatıda da edebî-ruhî tahlili yaparken insan, her çevirdiği sayfada okudukları karşısında hayal mi gerçek mi diye çok tereddüde düşüyor insan.

    Muhakkak okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum Selim Pusat ile Güntülü'nün hikayesini.

    "Selim Pusat, odanın içinde kilometrelerce yürümeye alışmıştı."