Translate

Translate

10 Şubat 2025 Pazartesi

Nihat Özdal - Futbol Yuvarlaktır



 Bu güzel kitap elinize geçince bir çırpıda okuyup bitirdiğiniz ve her sayfasında muazzam haz aldığınız kitaplardan birisi oldu. Kütüphanemdeki spor kitaplarının (Ağırlıklı olarak futbol) yanına harika bir eser daha gelmiş oldu.

    Kırmızı Kedi Yayınları tarafından neşredilen ve Nihat Özdal tarafından kaleme alınan bu kitap futbolun hayatla örtüşen yanlarını size keyifli bir üslupla anlatıyor. "Hayat fena halde futbola benzer", "Futbol asla futbol değildir " gibi klasik cümleleri çok okuduk, yazdık, anlattık ve bu kitapta da futbolun sosyolojik, ekonomik boyutları değil de edebiyat boyutu ön planda.

Yazar Nihat Özdal, futbolu edebiyatla harmanlarken sizi antik çağlardan günümüze, balçık çamurlu sahalardan hibrit çimlerde yolculuğa çıkarırken Dünya Edebiyatı kadrosunu da kitabın sonlarına doğru sayfalarına diziyor... 

Bence bu kitap Türk edebiyatı ve sporunda bir eksikliği harika bir şekilde kapatıyor.

3 Şubat 2025 Pazartesi

A.M. Celal Şengör - Bilgiyle Sohbet

 




    Celal hoca, kendi deyimiyle "Celal" 24 Mart 1955 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Tam adı Ali Mehmet Celal Şengör olan Celal hoca, 1973'te Robert Kolejini, 1978'te State University  ofNew York at Albany'yi bitirip Jeolog oldu ve 1979 yılında yüksek lisansını da yine aynı üniversitede tamamladı.

    Eğitim hayatından sonra 1981'de İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi, genel jeoloji kürsüsünde asistan olarak görev yapmaya başladı. 1982'de State University of New York at Albany'den doktor unvânı aldı. 1984 yılında Londra Jeoloji Cemiyeti'nin Başkanlık Ödülü'nü, 1986'da TÜBİTAK Bilim Ödülü'nü aldı.

Aynı yıl İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi genel jeoloji anabilim dalında doçent oldu. 1988'de Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi'nden şeref bilim doktoru (Docteur ès sciences honoris causa) pâyesi aldı. Academia Europaea'ya 1990 yılında kabul edildi ve cemiyetin ilk Türk üyesi oldu. Aynı yıl Avusturya Jeoloji Servisi muhabir üyesi, 1991 yılında ise Avusturya Jeoloji Derneği şeref üyesi oldu. Yine 1991 yılında Kültür Bakanlığı'nın "bilgi çağı ödülü''nü kazandı.

1992 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi genel jeoloji anabilim dalında profesörlüğe terfî etti. 1993 yılında Türkiye Bilimler Akademisi'nin en genç kurucu üyesi oldu ve akademi konseyine seçildi. Aynı yıl TÜBİTAK Bilim Kurulu üyesi oldu. 1994 yılında Rusya Doğa Bilimleri Akademisi üyeliğine, Fransız ve Amerikan jeoloji dernekleri şeref üyeliğine seçildi. Ayrıca kendisine Fransız Fizik Cemiyeti ve École Normale Supérieure Vakfı tarafından Rammal Madalyası verildi. Şengör 1997 yılında, Fransız Bilimler Akademisi tarafından yerbilimleri dalında büyük ödül (Lutaud Ödülü) ile taltif edildi.

1998 Mayıs ayı içerisinde Şengör, Collège de France'da misafir profesör olarak bir kürsü işgal etti. Burada "19'uncu yüzyılda tektoniğin gelişmesine fransız jeologlarının katkısı" konulu bir ders verdi ve 28 Mayıs 1998'de Collège de France'ın madalyasını aldı. 1999'da Londra Jeoloji Cemiyeti kendisine Bigsby Madalyasını tevcih etti. 2000 yılının Nisan ayında Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi yabancı üyeliğine seçilen ilk Türk oldu. Rusya Bilimler Akademisi'ne Fuad Köprülü'den sonra seçilen ikinci Türktür. Ayrıca 2013 yılında Leopoldina Doğa Araştırıcıları Akademisi üyeliğine seçilmiştir.

Şengör, jeolojide bilhassa yapısal yerbilim ve tektonik dallarındaki çalışmaları ile ün yapmıştır. Şerit kıtaların dağ kuşaklarının yapısına etkisini ortaya koymuş ve Kimmer Kıtası adını verdiği bir şerit kıta keşfetmiştir. Orta Asya’nın jeolojik yapısını ortaya çıkarmış, Kıta-kıta çarpışmasının ön ülkeleri nasıl etkilediği meselesini çözmüştür. Yücel Yılmaz ile birlikte, Levha tektoniği içinde Türkiye'nin yerini değerlendiren ve atıf klasiği haline gelen bir makale yazmıştır.

Jeoloji ve tektonik konularında 6 kitap, 175 bilimsel makale, 137 tebliğ özeti, pek çok popüler bilim makalesi, tarih ve felsefe ile ilgili de iki kitap ve 300’e yakın deneme yazısı yayınlamıştır. ABD, Rusya, Avrupa ve Almanya'nın bilimler akademisine üye olan Şengör'ün yayınlanmış 1826 makalesi vardır ve bu makalelere 12658 atıf yapılmıştır. Bunların 1997-1998 yılları arasında Cumhuriyet Bilim Teknik dergisindeki "Zümrütten Akisler" köşesinde çıkmış olanları Yapı Kredi Yayınları tarafından 1999'da "Zümrütnâme" başlığı altında kitaplaştırılmıştır.

Fransa, Birleşik Krallık, Avusturya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde misafir öğretim üyesi olarak çalışmalarda bulunan Şengör, Collège de France dışında Birleşik Krallık'ta Oxford (Royal Society Araştırıcı bursuyla), ABD'de California Institute of Technology (Moore Distinguished Scholar olarak) ve Avusturya'da Salzburg Lodron-Paris Üniversitesi'nde misafir profesörlük yapmıştır. Şengör ayrıca pek çok uluslararası dergide editör, yardımcı editör ve yayın kurulu üyeliği yapmıştır ve yapmaktadır.

Celal Şengör, ileri seviyede İngilizce, Fransızca ve Almanca bildiğini beyan etmekle birlikte; Felemenkçe, İtalyanca, Portekizce, İspanyolca ve Osmanlı Türkçesini okuyabildiğini de söylemiştir.

    Resimdeki kitabında ise, Prof. Şengör'ün yirmi yılı aşkın süreyle çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanan yazıları ve farklı platformlarda yaptığı konuşmalarının metinleri resimdeki kitapta bir araya getirilmiştir. Prof. Şengör bilimsel birikimini elbette yine başta bilim olmak üzere eğitim, tarih, arkeoloji, coğrafya, edebiyat, toplum ve kültür gibi pek çok alanda okurlarla ve kendisini takip edenlerle paylaşmayı çok seviyor. Kütüphanesinde ise Fatih Altaylı ile sohbetlerinin olduğu vidyo kesinlikle izlenmeli








2 Ocak 2025 Perşembe

Ahmet Yavuz - Başkomutan



    Yeni yılın ilk kahvesi ve kitabından merhaba. Bu sefer blogumuza konuk olan emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz. Sayın Yavuz, 1955 yılında o zaman Adana'nın ilçesi olan Osmaniye'de dünyaya geldi. 1985 yılında Kara Harp Akademisini bitirmesinden sonra 1991 yılında Silahlı Kuvvetler Akademi'sini bitirip 1995 yılında Fransız Silahlı Kuvvetler Akademisini bitirdi.

    2011 yılında amacı Türkiye Cumhuriyeti Devletini ele geçirmek olan casusluk örgütünün siyasi iradeyle birlikte gerçekleştirdiği kumpaslardan olan Balyoz kumpası sonucu bir süre ceza evinde yattı ve kaderin kötü bir cilvesi ile orada emekli oldu. Sayın komutanın kaleme aldığı diğer kitapları da sonraki dönemde yer vereceğiz ki kendisi ile 2017 yılındaki Haydarpaşa'daki kitap fuarında tanıştım ve daha önceki dönemde satın almış olduğum "Asker Ve Siyaset" isimli kitabını imzalama inceliği gösterdiği için çok teşekkür ederim.

    Kitap, Kırmızı Kedi Yayınları'ndan raflara çıktı ve net bir üslup ile Gazi Paşa Hazretleri'nin o ateşten yıllardaki önce İmparatorluğun hayatta kalmaya çalışma dönemi ve sonrasındaki Türk'ün bağımsızlığı kaybetme tehlikesi  karşısında askerlik sanatındaki kariyerini bizlere anlatıyor. Kitabın temel noktası Gazi Paşa Hazretleri'nin aldığı kritik kararları neye istinaden aldığı konusu. Burada sayın komutanımız o dönemki arazi şartları, psikolojik durumları da siyasi olgulardan bağımsız bir şekilde ele almış.

    Kitap 584 sayfadan oluşmakta ve okuduğunuz her sayfada Atatürk'ü daha iyi anlamakla beraber hem arazinin çetin şartlarında hem de arşiv sayfalarının içinde yer alıyorsunuz bugünün şartlarında.

    Bazı kitapları tekrar okumakta fayda var. Başkomutan: Emsalsiz Lider de o kitaplardan birisi. Sayın Ahmet Yavuz'a ve diğer şerefli Türk subaylarına yapılanları unutmamak kadar Atatürk'ü de unutturmamak için bu kitap okunmalı.

    2025 yılında kahveniz ve kitabınız keyifli ve huzurlu olsun.

19 Aralık 2024 Perşembe

Ernest Hemingway - Silahlara Veda

     



    Silahlara Veda, çok merak ettiğim ve okurken de keyif aldığım ama savaş romancılığının en büyük isimlerinden olan Ernest Hemingway'in, savaşın bütün acısı ve vahşeti içinde birbirine âşık olan iki gencin hikayesini kendi sevgi dolu dünyalarında kaleme almış.

    Roman bana göre en güzel savaş romanlarından birisi ve savaşın bütün olumsuzluklarına rağmen, insanlar ölürken büyük bir trajedi yaşanırken onlar birbirine duydukları sevginin getirdiği yaşama sevinciyle hayata tutunmaya çalıştılar.

    Silahlara Veda kesinlikle hayata, savaşa ve aşka olan bakış açınızı değiştirecek kült bir roman. Ölüm kalım mücadelesinde bu iki insanın yaşadıkları sizi içinize çekiyor ve Hemingway'in sanatıyla beraber sayfalara dökülen cümleleri sizi kitaptan bitime kadar ayırmıyor.









    

15 Aralık 2024 Pazar

Murat Menteş - Ucuz Romancılar


     Murat Menteş, kalemini çok sevdiğim ve okumaktan keyif aldığım 21.yy Türk edebiyatının yenilikçi yazarlarından. Kitaplarında (Romanları da diyebiliriz) mizahi anlatımının yanında orijinal hikayeler ve sıra dışı karakterlerle birlikte düşünsel olarak dikkatinizi çekerken, kendinizi birden Bükreş'te olduğunuz bir anda Seul'de bulabiliyorsunuz.

    Ucuz Romancılar isimli kitapta da Menteş yine diğer eski kitaplarından gelen karakterleri yeni bir hikaye silsilesiyle harmanlarken yeni karakterler de hayatımıza girmiş oluyor. Bu kitapta da Alper Canıgüz karakteri hayatımıza Emrah Serbes ve Murat Menteş ile birlikte girmiş oluyor. Yazmakta sıkıntı çeken üç romancı Hakan Günday'dan akıl danışırlar ve tavsiyelerine uyduktan sonra sefaleti farklı boyutlarda yaşayacaklardır.

    Menteş'in bu romanı -son söz dahil- 198 sayfadan oluşup tamamen hayal ürünü olup, gerçeklerle bağlantısı olmayan bu roman elinize geçince bir gece bitecek bir Murat Menteş eseridir. Fink, Ruhi Müreccet ve diğerleri gibi çok beğendim. Okuyucusu bol olsun.



Selim Erdoğan - İstiklalin Kumandanları



    Kurtuluş Savaşı. Yıkılan İmparatorluğun ardından hayatta kalmak için mücadeleye başlamak zorunda olan Türk'ün 1919-1923 yılları arasında cepheden masaya her türlü mücadeleyi ve boğuşmayı verdiği o zor yıllar.

      
    Kitapta bahsi geçen kumandanları ise "Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları" olarak geçen cümlede genelde üstü kapalı geçtik. Kimisi hatıralarını kaleme alsa dahi yalan yanlış bilgiler harici bu kumandanlarla ilgili olarak eksik olan doğru bir kaynağın yazılması işini bir önceki paylaşımda tanıttığımız Selim Erdoğan hoca üstlendi ve yine göz kapaklarımız yaşlı bir biçimde bu güzel kitabı da okuduk. Bu kitap sayesinde Mareşal Fevzi Çakmak'ın İstanbul'da yaşayan ailesinin başına gelenleri, İsmet Paşa'nın vefat eden oğlunu görememesi ve tarihi açıdan İsmet Paşa'ya nasıl bakmamız gerektiği gayet net bir biçimde anlatılmış.

    Selim hoca, kitabın teşekkür bölümünde yazdığı son paragrafa istinaden şunu söylemek isterim ki ekonomi ne kadar kötü olursa ve bütçemi etkilerse etkilesin, okumaktan ve de öğrencilere hediye kitap almaktan vazgeçmeyeceğim.

   Kitap Kronik Yayınları'ndan çıktı ve bendeki ilk baskısı son söz dahil 224 sayfa. Arka kapağa bakınca bu kitabın bir seri olarak geleceğini anlıyorum ki Tanrı Selim Hoca'ya çalışmalarında güç kuvvet versin.. Kitapta Gazi Paşa Hazretleri ile çocukluktan arkadaş olan kumandanlar kadar harp okulunda yahut cephelerde tanışıp kader birliği yaptığı İsmet Paşa, Fevzi Çakmak, Dadaylı Halit, Ayerdem Paşa, Ali Fuat Cebesoy Paşa, İzzettin Çalışlar, Cemil Cahit Toydemir, Kazım Özalp Paşa veYakup Şevki Şübaşı'nın hem askeri hem de sivil hayatları anlatılmış.

    Okuyucusu ve istifade edeni çok olsun.

6 Aralık 2024 Cuma

Selim Erdoğan - Sakarya: Türk Bitti Demeden Bitmez



     Selim hoca şu aralar Türklük için çırpınan, aldığı her nefeste mücadeleden geri durmayan 1972 Ankara doğumlu, Hacettepe Üniversitesi Hidrojeoloji bölümü mezunu. 2008 yılında doktorasını tamamlamadan önce, 2005 yılından beri jeoarkeoloji ve askeri coğrafya konularında özellikle saha çalışmaları yapmaktadır.

    Konumuz olan kitap Sakarya ise Selim Erdoğan hocanın kaleme aldığı, çevirdiğiniz her sayfada gözlerinizin yaşardığı ve ülkemizin nasıl ve ne zor şartlarla düşman işgalinden kurtulup, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulmasındaki aşamalardan birisini, yani savaşı anlıyorsunuz. Kitap düzenli ordunun 1921 yılında kurulmuş olduğu 9 aylık sekansta (I. ve II. İnönü muharebeleri, Kütahya - Eskişehir muharebeleri ve Sakarya muharebelerinin kazanılmasını) hem de güç terazisinin Yunanlılar lehinde olduğu o şartlar altındaki Türk ordusunun bu hayasızca akını durdurup hatta geri püskürtülebilmesinin en önemli sırrı elindeki kısıtlı imkanlarıyla başarmasıdır.

    Bu askeri başarıları başarabilmek için muharebeler süresince ordunun bütün birimlerinin (Tümen'den alaya hatta bölüklerin bile) yeri değiştirilmiş, ihtiyat taburları kadar eldeki bütün kuvvetler sevk edilmiştir. İşte Sakarya Meydan Muharebesi'ne dair bugüne kadar zor anlaşılmasının da sebebi buydu. 22 gün ve gece boyunca kanlı boğuşmalar içinde kumandanların değişmiş, taktikler revize edilmiş ve bu kritik muharebe Türk Ordusunun kati zaferiyle yaklaşık 5.500  şehit vererek kazanılmıştır. Sakarya Meydan Muharebesi'ne de Subaylar Savaşı denilmesinin sebebi de çok sayıda subayımızı şehit vermemiz ve bazı birliklerde birliği idare edecek subayımızın kalmamasıydı.

    Tarih, savaş tarihi sadece arşivde yer alan bilgilerin paylaşılmasıyla olmaz. Burada Selim Erdoğan hoca "Harp Coğrafyası" (Savaşın gerçekleştiği herhangi bir konum)  konusundaki araştırmalarını kitabına harika biçimde aktarmış. Öyle ki siz sanki savaşın içinde yer alıyormuşsunuz hissi her satırda size eşlik etmeye başlıyor ve de kitapta sahadan onlarca resim ve atlas da size eşlik ederken oaradaki coğrafyayı daha iyi anlayıp, kitabı okurken size büyük kolaylık sağlıyor. Selim hocanın harp coğrafyası araştırmaları neticesiyle de I. Dünya Savaşı, Milli Mücadele ve Ulusal Türk Kurtuluş Savaşı'nın geçtiği alanlarda ciddi saha araştırmaları yapmış ve bu neticede de 120 kilometreden fazla alanı tarayıp, 4.000'den fazla Kurtuluş Savaşı sırasında şehit düşmüş şehitlerimizin mezarını bulmuştur.

    Sakarya Meydan Muharebesi, bağımsızlık destanımızın düzenli ordu safhasındaki en önemli kazanımlarından birisidir. Sakarya ile başlayan bu kitap serisi ise; Büyük Taarruz ve İstiklal ile devam etti. Kıymetli hocama Türklük için verdiği onca emek için teşekkür ederim, bu kitaplar gelecek nesillerimize de okutulması ve ülkemizin ne şartlarda kurulduğunu iyice akıllara kazındırılması gerekli; aziz şehitlerimizin ve o dönemin kıymetli gazilerinin hakları ödenmez, ruhları şâd olsun.